Ralph Waldo Emerson

Amerikalı denemeci, şair ve filozof. Püriten yerleşimcilerin ve din adamlarının soyundan geliyordu ve babası gibi bir din adamı olmak için Harvard’da eğitim gördü. Boston’daki İkinci Kilise’de papaz, piskopos ve vaiz olarak görev yaptı, ancak evharistiya konusundaki doktrinsel anlaşmazlıklar nedeniyle bu faaliyetini bıraktı. Eşini kaybettikten sonra (1832) din adamlığı görevinden istifa etti, fakat bağlı olduğu mezhebin (Üçlü Birlik’i reddeden) ruhunu korumaya devam etti. 1833’te Avrupa’yı gezerken Carlyle, Coleridge ve Wordsworth ile tanıştı; bu temaslar sonucunda transandantalizm ve Alman idealizmi düşüncesine, ayrıca neoplatonizm, Swedenborg mistisizmi ve Montaigne şüpheciliğine yöneldi. Yaşamı boyunca çalışmalarına, vaazlarına ve konferanslarına temel oluşturan bir günlük tuttu. ABD’ye döndükten sonra “Doğa”, “Denemeler” ve “Toplum ve Yalnızlık” gibi eserlerde ortaya koyduğu transandantalist felsefesini geliştirmeye başladı.
Öğretmenlik ve konferans vermeye ağırlık verdi. 1835’te, Boston’a yakın Concord kasabasına yerleşti; burada ikinci evliliğini yaptı ve transandantalist grupla ilişki kurdu: H. D. Thoreau, Hawthorne, Bronson Alcott ve Margaret Fuller. Emerson’a göre transandantalizm, yüzeysel “ben”in ötesine geçerek tüm insanlığa ortak olan evrensel ruhu, yani derin “ben”i keşfetmeye yönelik sistemli bir içe dönüş çabasıydı. İlk kitabı “Doğa” (1836), felsefesinin temelini içerir; bu fikirler daha sonra “Denemeler” (1841–1844) adlı eserinde geliştirilmiştir. Bir dizi konferans ise “Temsili İnsanlar” (1850) adlı kitapta toplanmış, ardından başka eserler gelmiştir.
Eserleri oldukça kapsamlıdır ve ABD’de romantizmin temsilini sağlayan transandantalizmin merkezini oluşturur. Ancak sistemi tam anlamıyla tutarlı değildir; çünkü püriten gelenekle içgüdüye inancı, “içsel ışık” fikrini, iyimserliği ve yaşam ile düşüncenin temel ilkesi olarak umudu birleştirir. Amerikan entelektüel tarihinin en ünlü isimlerinden biridir ve evrensel bir etkiye sahiptir. Concord’daki transandantalist kulüp (Thoreau ve Margaret Fuller’ın da dahil olduğu), resmi yayın organı The Dial dergisiyle birlikte 19. yüzyıl Amerikan entelektüel yaşamı üzerinde önemli bir etki yaratmıştır.